|
22 Mayıs 2012 Salı :
E-GAZETE
› ARDAHAN› BAKANLIKLAR
› BEYKOZ› E DEVLET A. SAYFA› IĞDIR› KARS› ULUSAL YAYINLAR› BİZ KİMİZ› KÖYLÜNÜN KLAVUZU› BİLİŞİM TEKNOLOJİSİ…› İSTANBUL ARDAHAN…› ARDAHANDA TARİH…› EKOLOJİK ÜRÜNLERİMİZ› ARDAHAN KÜLTÜREVİ…› ARDA-FED TÜZÜK› HOÇ-FED TÜZÜK› ARDAHAN'IN TARİHSEL…› ORGANİZASYON› Kongre Süreci ve…› GEREKÇEMİZ VE GENEL…› Gönüllü Temsicimiz…› Gölgeli Köyü Tüzüğü› Ardahan Kültürevi…Cemaatçiler Bu Yazıyı Okumasın..!Radikal Yazarı Akif Beki'nin bugün kaleme aldığı "Bir cemaat ferdi 'birey' midir?" başlıklı yazısı epey tartışma yaratacak boyutta.
Başbakan'ın eski basın danışmanı olan Beki, yazısında "Cemaatçi örgütlenme, zannedildiği gibi muhafazakarlığa ve dindarlığa has bir yapılanma biçimi değildir" ve "Eleştirel akıldan mahrumdur. Ne söylenirse onu tekrarlar, ne verilirse onu hatmeder. Ne dediğini bilmesi gerekmez. Ama ezberi kuvvetlidir gerçekten. Kişiliği bastırılmışsa fesatlığa, fıtratı bozulmuşsa da fitneye aşırı meyyal olur ayrıca" sözleriyle dikkat çekiyor. İşte Beki'nin o yazısı...
Hayır, bir cemaat ferdi kati surette birey olarak mütalaa edilemez. Evet, belki bir ‘insan teki’dir ama asla ve kata kendi basına hareket eden, kendi kararlarını alabilen, kendi aklıyla düsünebilen biri gibi görülemez. Bireysel davranmaz çünkü, bir tercihten digerine cemaat halinde intikal eder. Elestirel akıldan mahrumdur. Ne söylenirse onu tekrarlar, ne verilirse onu hatmeder. Ne dedigini bilmesi gerekmez. Ama ezberi kuvvetlidir gerçekten. Kisiligi bastırılmıssa fesatlıga, fıtratı bozulmussa da fitneye asırı meyyal olur ayrıca. Cemaatçi örgütlenmenin kökenleri üzerine harika bir analiz okudum. Muhafazakârlıktan kaynaklanmıyormus, dinle de alakası yokmus. Biat kültürünü dindar ve muhafazakâr çevrelere mahsus gören algı bastan asagı yanlıs. -kna oldum, çünkü öyle olsa dinle problemli, muhafazakârlasmaya da karsı hareketlerde cemaatçi örgütlenmenin çok katı örneklerine rastlanmazdı. Siyasal toplumda biat kültürünü enine boyuna irdeleyen bu enfes makaleyi size de hararetle tavsiye ederim. Pazar günkü Sabah’ta Sükrü Hanioglu imzasıyla çıktı. Muhakkak bulup okumalısınız. Sükrü hoca meselenin künhüne varmıs, sizi de aydınlatacaktır. Yazısının baslıgı ‘’Sorgulamadan itaat ve liderlik kutsaması muhafazakârlıga mı özgü?’’ seklinde. Hemen girisinde, ‘’Toplumda görülen itaat kutsaması ve kurum içi demokrasi eksikligini muhafazakâr bir davranıs biçimi olarak tanımlamanın’’ yanlıslıgına isaret ediyor. Sonrasında da siyasi otoriterlik, cemaatçi örgütlenme, liderlik oligarsisi ve tektipçi anlayısın ‘biat gelenegi’ne dayandırılmasına güçlü argümanlarla itiraz ediyor yazı. Getirdigi delillerden biri su:
‘’Biatın (geçmiste) -slamdünyasındaki despotik idareler ve ‘hikmet-i hükümet’ temelli siyasetleri mesrulastırmak için kullanıldıgı dogrudur. Buna karsılık -slam dünyasındaki (modern) anayasalcılık hareketi, biattan toplumsal sözlesme yaratma, idarecinin yetkilerini sınırlandırma aracı olarak yararlanmaya çalısmıstır...’’ Osmanlı’da Namık Kemal’in basını çektigi hareket ile günümüzde Arap ve -ranlı kimi entelektüellerin gelistirdigi ‘demokratik sözlesme’ esaslı toplum kuramını da emsal gösteriyor Hoca. Sükrü Hanioglu’nun tezi saglam. ‘Biat’ın peygamber zamanındaki ilk çıkısına ‘demokratik bir kurum’ gözüyle bakıyor ve haklı. Çünkü orijinal biat, siyasi otorite ile birey arasında karsılıklı hakları taahhüt eden bir ‘akit’ iliskisi kurmayı amaçlıyor. Hülasası; cemaatçilik, örgüt taassubu ve lider kültü gibi otoriteryan yaklasımlar ne muhafazakârlık ne din ne de biat kültüründen ileri geliyor. Sebep biat degil, sebep cemaatçi örgütlenme modeli degil, sebep siyasi muhafazakârlık yahut dindarlasma biçimi de degil. E peki nedir öyleyse sebep? Siyaset ve cemaat örgütlenmelerinin otoriter egilimler tasıyabildigini inkar etmiyor Hoca. -taati siddetle elestiren bir sorgulama kültürünün varoldugu anlamını da çıkarmıyor ulastıgı sonuçtan. Ya ne diyor? Otoriterlik ve itaat kutsallastırmasının toplumda muhafazakârlıga indirgenemeyecek derecede kök saldıgını söylüyor: ‘’Bu kök salmanın temel nedeni ise ‘biat kültürü’ degil, ‘birey’in ortaya çıkmasına izin veren örgütlenmeler yaratılamamıs olmasıdır. Cemaatçi örgütlenme, zannedildigi gibi muhafazakârlıga ve dindarlıga has bir yapılanma biçimi degildir... Kendisini ‘Türk Solu’ olarak tanımlayan yapının da ‘cemaat’ karakteri tasıdıgı görülür. Benzer sekilde Kemalist örgütlenmeler de gerçekte hacimli cemaatlerdir.’’ Cemaatler içe kapanmacı, dayanısmacı ve otoriter örgütlenmelerdir. Hoca’nın tabiriyle “Her üyeye yukarıdan asagıya görev verilen ve ‘itaati kutsayan topluluklar’’dır cemaatler. Bireysellesmeyi cendereye alan örgüt kültü, toplumsal genlerimize kadar islemis. Dinden Bve biat geleneginden bagımsız bir olgu bu. Dinle ve muhafazakârlıkla izah edilemeyen bir olgu. Hepimiz dogustan bir nebze cemaatçiyiz yani, hepimizin genlerine az çok bulasmıs. Özgür iradesinin, söz ve eylemlerinin sahibi olan birey yok da edilgen bir tebaa varsa... Tabi olmus fertlerden, bir tebaa toplulugunun üyelerinden bireysel davranmaları beklenebilir mi? Yükleniyor...
İLGİLİ HABERLER
|
|