E-GAZETE
KARİKATÜR

Kitap savaşta ne işe yarar

31 Ağustos 2011, 10:00
Öztürk Polat
2001 yılının Mayıs ayıydı… Dönemin Dış İşleri Bakanı merhum İsmail Cem, Avrupa Birliğine üye olma hevesindeki Türkiye’nin demokrasisini Avrupalı seleflerine anlatmak için yola koyulmuştu. Bu nedenle Bakanlar Kurulu´ndan geçen ulusal program hakkında, Brüksel´e gidiyordu. 
Bakan Cem, Brüksel’e giderken Türkiye’nin demokrasi limanına demir attığını da kanıtlamak için; içi kitap, kaset, dergi ve çeşitli edebi eserlerle dolu bir koli götürüyordu beraberinde…
İçi edebi ve sanatsal eserlerle dolu olan kolinin en üstünde de o dönem İsveç’te sürgün yaşayan Kürt Edebiyatının önemli isimlerinden merhum Mehmet Uzun’un: “Nar Çiçekleri” isimli kitabı yer alıyordu. İşin ilginç yanı; Bakan Cem; Avrupalı mevkidaşlarına: Türkiye’de düşünce özgürlüğünün var olduğunu, sürgünde ki yazarların bile kitaplarının ülkemizde yayınlanmasında hiçbir sakınca olmadığını belgelemek adına Mehmet Uzun’un “Nar Çiçekleri’ni” götürdüğü süreçte: Mehmet Uzun, Nar Çiçekleri’nin Türkiye’de okunması ve yayınlanmasının ülkemize verdiği rahatsızlıktan dolayı TCK’nın 312. Maddesi gereği İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde düşünce suçundan yargılanıyordu.
 
Hukukun kendi kendiyle çelişen bu ikileminin yaşanmasının 10. yıl dönümünde Türkiye’nin düşünce suçlusu Başbakanı Tayip Erdoğan, Avrupa Karma Parlamentosunda demokrasi imtihanı verdi.
 
Jürisinde Avrupalı parlamenterlerin olduğu toplantının gündemi; düşünceyi ifade özgürlüğü, kültürel haklar ve demokrasi, olunca; söz dönüp dolaşıp Türkiye’de henüz daha matbaaya gitmeye zaman bulamadan toplatılmaya zaman bulan Ahmet Şık’ın kaleme aldığı “İmam’ın Ordusu” kitabına geldi.
 
Taslak halindeki bir kitabın toplatılmasının düşünceyi ifade özgürlüğü adına ne kadar doğru bir uygulama olduğunu merak eden Avrupalı Parlamenter’e cevap veren ve sicilinde düşünce suçlusu sıfatı yer alan Başbakan Erdoğan, geçmişte kendisinin de hürriyetine kelepçe takan demokrasi ayıbıyla bir kere daha yüzleşmek zorunda kaldı. Yayınlanmamış kitabın toplatılması “ucube”liğine seyirci kalmanın verdiği öfkeden olacak ki; Başbakan, kitapları bombayla eş değer tutuyor. Başbakan Erdoğan’ın ağzından çıkan aslında yürütmenin tepesinin bilinçaltında yatan mantığın ifadesi açıkça ifadesi olan düşünceye göre; kitap yazmak bomba hazırlamaya, kağıt fitille, mürekkebi şarapnelle, eşdeğerdir. bu mantık açıkça ifade ediyor ki; bomba hazırlamak ne kadar suçsa “İmamın Ordusu”nu yazmaya başlamak ta o kadar suçtur.
 
Aslında kitapların bomba özelliği taşıyor olması beni biraz da mutlu etti. Bir düşünün: Türkiye’de 30 yıllık bir iç savaş var ve resmi verilere göre otuz yılda Türkiye’de kırk bin civarında insanımız kurşunla, barutla, bombayla hayatını yitirdi. Eğer 30 yıldır süren bu iç savaşta bomba yerine kitap atılsaydı kırk bine yakın insanımız ölmezdi, on binlerce insanımız bombaya bastığı için sakat kalmazdı. Siz hiç kitaba bastığı için sakat kalan kimseye rastladınız mı? Ya da yüzüne gelen bir kitap yüzünden ölen birini gördünüz mü? Ben görmedim
 
Ama ben; 10 yıl önce artık bomba atılmasın, savaşlar son bulsun insanlar ölmesin amacıyla yazılan bir kitabın yazarının mahkemelerde yargılanma ayıbının bugün bile karşımıza çıktığını gördüm. Henüz basılmamış ve taslak halinde olan bir kitabın toplatılmasının daha on yıllar boyunca vicdanlarımızı kanatacağını da görüyorum… Artık başbakanında bu gerçeği görmesinin zamanı gelmiştir.

Öztürk Polat /
ozturkpolat75@msn.com
Yükleniyor...

Hüsamettin AVŞAR

ALEXA