E-GAZETE
KARİKATÜR

ERMENİ SOYKIRIMINDA BURJUVA TAVIR: TENCERE DİBİN KARA SENİNKİ BENDEN KARA

26 Aralık 2011, 23:32
Fransa Meclisi 1915 Ermeni soykırımını inkâr etmeyi suç sayan yasayı meclisinden geçirdi. Türkiye’nin yanıtı ise genel olarak; sana küstüm arkadaş görüntüsünde Büyükelçisini Türkiye’ye çağırmak, bir kısım yaptırımlardan söz etmek, iktidarı, muhalefeti, medyası ile el ele Sarkozy’e lanetler yağdırıp soykırımın inkârına devam etmek oldu.

       Bakın neler söylendi.

       “Efendim Sarkozy, Ermeni lobisinin oylarını almak için bu yasayı beş yüzü aşkın vekilin olduğu meclisten 38 parlamenterin oylarıyla geçirdi.”

       “Sarkozy, özellikle Ortadoğu’da rol model olarak kabul gören Başbakan Erdoğan’ın yükselişini durdurmak için Ermeni meselesini kullanıyor.”

       “Sarkozy, kendi ülkesi ekonomik sıkıntı ile cebelleşirken büyüme hızı çini geçen Türkiye ekonomisini kıskandığı için bu yasayı meclisten geçirdi.”

        “Libya’da itibar görmeyen Sarkozy’in orada büyük bir coşkuyla karşılanan Erdoğan’ı kıskanmasının sonucudur.”
         “Sarkozy, önce Cezayir’deki soykırımın hesabını versin. Bilmiyorsa o dönem Fransız lejyonunda askerlik yapan babasına sorsun.”

          “Yüz yıl önce Osmanlı döneminde yaşanmış bir olay bugün gündeme getirilerek Türkiye’den hesap sormaya yeltenmek dünya barışına hizmet etmez.”

          “Bu yasa ile Fransa demokrasi dersinde sınıfta kalmıştır. Düşünce özgürlüğüne, düşüncenin özgürce ifade edilmesine yasak getirmiştir.”

          Geçin bu lafları. Bütün bunlar tencere dibin kara, seninki benden kara minvali üzerinde üretilmiş laflardan öte bir şey değil. Hatırlayalım; daha önce 20’yi aşkın ülke meclisi Ermeni soykırımını kabul eden yasaları kabul etmişti. Her seferinde bir yığın laf edilmiş ama uluslar arası sermayenin çıkarları “dünya barışı” lafları ile korunarak hiçbir sonuca gidilmemişti. Her karardan sonra üretilen laflarla 1915 Ermeni soykırımı ile yüzleşmek buzluğa konmuştu. Fransa meclisinin bu kararından sonra olacak olan da bundan farklı değildir. Süreç üç aşağı beş yukarı aynı şekilde işleyecek, bugün açığa çıkan ateşin üzerine, yeni bir ihtiyaç doğuncaya kadar kül atılacaktır. Sermayenin karakteri gereği bu böyledir.

           Sarkozy ve Fransa’nın bu kararı esasen; Fransız emperyalist sermayesinin Ortadoğu pastasından daha fazla pay alma isteğinin siyasi arenadaki sıradan bir hamlesinden ibarettir. Sermayenin karakteri daha fazla kar, daha fazla soygun olduğundan dünya jandarması ABD’nin Türkiye’ye de ciddi rol biçerek yürüttüğü Ortadoğu projesi ve sonucunda paylaşılacak olan pastadan Fransız sermayesinin alacağı payı büyütmeye yönelik bir hamledir. Türkiye’nin yanıtı ise; ABD emperyalistlerinin çıkarlarını ve ona göbekten bağlı Türk sermayesinin çıkarlarını korumayı temel alan laflar üretmektir. Ne olmalı:

        Gazeteci Hrant Dink’in katline “Hepimiz Ermeni’yiz” haykırışıyla karşı duran yığınların tavrı geliştirilmeli, Türkiye geçmişiyle yüzleşiyor masallarıyla şişirilen balon patlatılmalıdır. Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi statüko ile yarını temsil eden güçlerin kapışmasıdır ve bu kapışmada yığınlar bedel ödemeye hazır olmalıdır. Ermeni soykırımı meselesinde Türk sermayesinin, devletin, medyanın ve burjuva politikacılarının aldığı tavır Türkiye’nin geçmişiyle bir bütün yüzleşmesinde alacağı tavrın göstergesidir. Burjuva politikacıların, sistemi korumakla görevli yazarçizer ve medyanın hatta devletle, sistemle barışma sevdasındaki kimi sosyalistlerin! Ürettiği lafların aksine olması gereken apaçık şudur.

        Türkiye burjuva çıkarlardan bağımsızlaşarak bedel ödemelidir.

        Türkiye, Ermeni soykırımı, Dersim katliamı, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas katliamları, Faili meçhul cinayetler, Kürt asimilasyonu ve katliamları, 12 Mart, 12 Eylül darbeleri, işkencede ölümler, idamlar vb. bütün yaşanmışlıklarla ilgili gerçekler açığa çıkarılmalıdır. Devletin bu katliam ve cinayetlerdeki belirleyici rolü apaçık kabul edilmelidir. Sorumlularına bedel ödetilmelidir. Bütün cinayetlerin, katliamların, darbelerin yarattığı sonuçlar ortadan kaldırılmalıdır.

        Türk sermayesi, örgütleri, Türkiye bedel ödemelidir. Bu sosyalist demokrasi mücadelesinin bir parçasıdır. Gerisi lafı güzaftır.
                                                                                            Erhan Altun
Yükleniyor...

Hüsamettin AVŞAR

ALEXA