|
20 Mayıs 2012 Pazar :
E-GAZETE
› ARDAHAN› BAKANLIKLAR
› BEYKOZ› E DEVLET A. SAYFA› IĞDIR› KARS› ULUSAL YAYINLAR› BİZ KİMİZ› KÖYLÜNÜN KLAVUZU› BİLİŞİM TEKNOLOJİSİ…› İSTANBUL ARDAHAN…› ARDAHANDA TARİH…› EKOLOJİK ÜRÜNLERİMİZ› ARDAHAN KÜLTÜREVİ…› ARDA-FED TÜZÜK› HOÇ-FED TÜZÜK› ARDAHAN'IN TARİHSEL…› ORGANİZASYON› Kongre Süreci ve…› GEREKÇEMİZ VE GENEL…› Gönüllü Temsicimiz…› Gölgeli Köyü Tüzüğü› Ardahan Kültürevi…Ferman Baba
Ferman Baba
Ferman Baba 1922–1996. Göle’nin Hoştülbent köyünde doğdu. Asıl adı Fermani Kızılateş’tir. İlkokulu köyünde okudu.
Küçük yaşlarda türkü ve şiire ilgi duymaya başladı. Özellikle yörede Sofu Emmi olarak bilinen Cemşit Kızılateş (1886-1984) ve Celal Oğlan adıyla anılan Celal Kızılateş (1918-1959) adlı amcalarının desteğiyle türkü ve şiire ilişkin bilgisini geliştirdi. Aynı dönemlerde kaval ve bazı çalgıları çalmayı öğrendi.
İlk gençlik yıllarında yaktığı türkülerde mahlas kullanmayan Ferman Baba, bazen Fermani mahlasını kullandıysa da daha sonra Ferman Baba mahlasında karar kıldı.
Küçük yaşlardan itibaren geleneksel şiirin daha önce yaşamış Pir Sultan, Yunus Emre, Karacaoğlan gibi birçok şairini okuyarak onlardan etkilendi. Köroğlu, Âşık Kerem, Âşık Garip, Sürmeli Bey gibi hikâyelerin Kuzeydoğu Anadolu âşıklık geleneğindeki çeşitlemelerin çoğunu bilen sayılı âşıklardan biridir. Köroğlu’nun 7 kolunu bildiğinden bugüne aktarılması konusunda önemli bir kaynak sayılmaktadır.
Şiirin yanında türkülere ilişkin önemli bir kaynak kişi olan Ferman Baba, yöresinden birçok türkünün arşivlere aktarılmasına aracılık etti. Özellikle oğlu tarafından çeşitli sanatçılara aktarılan türkülerin bir bölümü değişik dergilerde yayımlandı.
Yaşamı boyunca dolaştığı birçok yörede türkülere ve halk hikâyelerine ilişkin edindiği bilgileri kendi yöresiyle kıyaslayarak oldukça ilginç yorumlara ulaşan Ferman Baba, 1963 yılında Ankara’ya yerleşti.
Ferman Baba, uzun yıllar bir devlet kurumda çalıştıktan sonra emekli oldu. Ankara’da öldü ve orada toprağa verildi.
Alıştım Dolaştım gurbetin bunca yolunu
Yollar bana ben yollara alıştım
Hiç hakir görmedim Allah kulunu
Kullar bana ben kullara alıştım
Yoksulluktur elim kolum bağlayan Hasretliktir ciğerimi dağlayan
Akıp akıp gözlerimden çağlayan
Seller bana ben sellere alıştım
Gurbet elde yağlı çörek yiyemem
Kutnu kumaş esvaplarım giyemem
Dil ucuyla ben rahatım diyemem
Diller bana ben dillere alıştım
Kuru soğan olsun ekmeğim aşım
Dertlerden kurtulsun çileli başım
Ferman Baba eller benim yoldaşım
Eller bana ben ellere alıştı
Sana Vermezler ![]() Ötme bülbül ötme sesin kısılır
Bu kızıl gülleri sana vermezler
Mülkiyet hakkı var gelir asılır
Bu kızıl güller sana vermezler
Bülbül meskenini bağa mı kurdun
Öte öte yavrum kendini yordun
Seher vakti görüp kimlere sordun
Bu kızıl gülleri sana vermezler
Ateşim var külüm yoktur bilesin
Senin gibi dilim yoktur bilesin
Kavalım var telim yoktur bilesin
Bu kızıl güller sana vermezler
Ferman Baba düşmüş bülbül derdine
Bülbül hasret kalmış gönül yurduna
Kalk gidelim yüce dağlar ardına
Bu kızıl gülleri sana vermezler
![]() Yükleniyor...
|
|